Filter

Ortalama bir insanın elinden geleni yapabilmesi, zeki bir insanın tembelliğinden çok daha değerlidir.

Baltasar Bracias

Zamanımızın paradoksu

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.

Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.

Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.

Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.

Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var. Devamı için →

En iyi buğdayın sırrı

Her yıl yapılan ‘en iyi buğday’ yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Yarışmanın sonunda böyle kaliteli ürün yetiştirebilmenin sırrını gazeteciler sormakta gecikmedi.
Çiftçinin cevabı; “Benim sırrım, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor.” oldu.
Bu cevaba oldukça şaşıran gazeteciler; “Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama böyle bir şeye neden ihtiyaç duyuyorsunuz ki?” diye sordu.
“Neden olmasın?” dedi çiftçi, “Bilmediğiniz bir şey var, rüzgar, olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün de kalitesinin düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor…”
Kıssadan hisse : Büyük başarılar tek başına elde edilemez, çevrenizdeki insanları yükselttiğinizde siz de yükselirsiniz.

Devamı için →

Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma.
Anlatılanları iyi dinle ama hepsini doğru sanma.
Sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez,
Çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez.

Herkesi kendine eşit gör;
Her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık,
Çok büyük görmek de korkaklıktır.
Cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir.

Devamı için →

Gerçek akıl

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
– Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
– Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Adam:
– Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
– Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.

“Gerçek akıl, sadece bize sunulan çözümleri seçmek değil, en uygun çözümü bulabilmektir.”

Hayat bir çocuğa nasıl anlatılmalı?

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: 

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını…

Devamı için →

Kaderini sev…

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.

Güneş onu yakıp kavurur.

O da Tanrı’ya yakarır keşke güneş olsaydım diye.

“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.

Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.

Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.

Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.

Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da “ol” der Tanrı.

Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.

Her şey karşısında eğilir.

Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.

Oradan eser buradan eser, kaya bana mısın demez!

Bildiniz, tanrı kaya olmasına da izin verir.

Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…

Ama bir sabah sırtında bir acı ile uyanır…

Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…

“Amor fati’’ der buna Nietzsche. ”Kaderini sev” anlamına gelir.

Kaderinizi sevin, belki sizinki en iyisidir.

Sorulsa herkes hayatın amacını farklı farklı anlatır ama Leo C. Rosten bir başka güzel anlatmış bana göre: ”Hayatın amacının ‘mutlu’ olmak olduğuna inanmam. Bence hayatın amacı: Yararlı, sorumlu ve şefkatli olmaktır. En önemlisi fark yaratmaktır; katkıda bulunmak, bir şeyi temsil etmek, yaşamış olmakla bir değişim meydana getirmektir.’

Zengin olmak biraz da zeka işi…

New York’ta bir bankanın önünde duran son model Bugatti Veyron otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girer ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyler. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürür. Adam, çok acele bir iş için Avrupa’ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim duyduğunu belirtir. Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra.

“Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok” der ve ekler: Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız”. Adam cebinden Bugatti Veyron’un anahtarını çıkarır, bankanın müşteri temsilcisine uzatır: “Çok acelem var, uçağa yetişeceğim.” der. “kapıdaki Bugatti’mi teminat olarak alabilirsiniz”. Kredi işlemleri çok hızlı bir biçimde tamamlanır. Banka Bugatti Veyron otomobili bankanın garajına çektirir, adama da beş bin dolar krediyi verir. Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yapar ve bankalarının bu yeni müşterisinin çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrenir. Bir hafta sonra adam yeniden gelir, borcunun anaparası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz buçuk doları ödedikten sonra, müşteri temsilcisi bir türlü yenemediği merakının dürtüsüyle sorar: “Sizin, çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim. Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden gereksinim duydunuz?” Adam hafifçe gülümser ve şöyle der: “Siz de lütfen bana söyler misiniz? Böyle lüks bir otomobili, New York’ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca sadece dokuz buçuk dolara bırakabilirsiniz?

Kıssadan hisse: Para kazanmak için sadece çalışmak ve hırslı olmak yetmez, zeka da gerekir :)

Mutluluğun gizi

Bir tüccar Mutluluğun Gizi’ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi’ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip saraylarda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş. Devamı için →