Einstein’dan yaşam üzerine öneriler

1. Merakınızın peşinden gidin

“Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”

Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz?

Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız.

2. Barışçıl olun

Milliyetçilik bir hastalıktır. İnsan ırkının kızamığıdır.

Eğer bir adam bir marşa ayak uydurup emir altında neşe içinde yürüyebiliyorsa, benim gözümde beş para etmez.

Kendisine yalnızca bir omurilik yetebilecekken yanlışlıkla kocaman bir beyin sahibi olmuştur. Uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir.

Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçsiz şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nasıl da nefret ediyorum. Devamı için →

Müşteriyi tanımak

Adamın biri balıkçılık malzemeleri satan bir dükkana girmiş. Raflardan birinin önünde durmuş ve göze batan derecede parıltılı bir olta yemini eline alıp dükkân sahibine sormuş: “Söylesene, balıklar böyle bir şeyi seviyor mu gerçekten?”

Dükkân sahibi gülümsemiş: “Biz balıklara satış yapmıyoruz.” 😉

Gerçek akıl

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
– Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
– Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Adam:
– Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
– Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.

“Gerçek akıl, sadece bize sunulan çözümleri seçmek değil, en uygun çözümü bulabilmektir.”

Mutluluğun gizi

Bir tüccar Mutluluğun Gizi’ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi’ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip saraylarda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş. Devamı için →

Küçük ruhlar çelintilere kapılır, işe girişmemek için korkular yaratır. Orta çapta insan, işe başlamamak için engeller ortaya koyar. Gerçek büyük insan ise, hiçbir şeye kendini kaptırmaz ve yenilmez, başarıya ulaşıncaya kadar vazgeçmez.. Karşısına engeller bile çıksa onları geçmek için yollar bulur.

Hint Atasözü

Kendinize gülebildiğiniz zaman büyüdüğünüzü anlarsınız. Kendinizi bu kadar ciddiye almayın. Yaşamınızda birazcık bile mizah yoksa, hiçbir şeyin anlamı yoktur.

Neali Donald Walsch

Aklını kullan, aksini düşün!

1968’deki Meksika Olimpiyat Oyunları’na beklenmedik bir durum yaşandı. O zamana kadar bütün yüksek atlamacılar, yüzleri çıtaya dönük, vücutları paralel şekilde çıtayı geçmeye çalıştıkları, alışılmış ”Western Roll” tekniği ile yarışıyorlardı. Fakat bu durum değişmek üzereydi.

Pek tanınmamış bir atlet çıtaya yaklaştı ve 2.24 metrelik atlayışı ile yeni dünya rekorunun sahibi oldu. Tek yaptığı havalandıktan sonra, tüm atletlerin aksine çıtaya yüzünü değil sırtını dönmekti. Ayaklarını yukarı çekti, dizlerini kırdı ve tüm bedenini sırt üstü çıtanın üstünden geçirmeyi başardı. Atletin adı, Dick Fosbury’di. Ve o günden sonra bu atlayış onun adı ile anıldı. O zaman bunun bir şans olduğunu düşünenler ve unutulup gideceğini söyleyenler çok oldu. Ama bugün hala yüksek atlamada bu teknik (Fosbury Flop) kullanılıyor. Fosbury, insanoğlunun o güne kadar ulaşabildiği en yüksek seviyeye sıçramayı başardı. Ve bunu herkesin gittiği yoldan gitmeyerek, yeni bir yol deneyerek yaptı. Herkesin aksine, tersini düşündü. Bu basit bir düşünce olarak ortaya çıktı, bir tekniğe dönüştü ve yüksek atlama tarihinde bir dönüm noktası oldu.

Kıssadan hisse : Herkesin gittiği bir yol seni büyük bir başarıya götürmez, büyük bir başarı istiyorsan, aklını kullan, aksini düşün, kalabalıktan sıyrıl, yeni yollar bul ve korkusuzca dene…

Hoca Nasrettin’den ders

Nasrettin Hoca’yı bir köye vaaz ve nasihat vermesi için davet ederler. Kararlaştırılan gün köye gelen Hoca, ”Bir kese altın verirseniz konuşurum, yoksa döner giderim”der.
Çaresiz kalan köy ahalisi, güç bela herkesten para toplayarak bir kese altını bulur ve hocaya verir.
Harika bir konuşma yapan Hoca, Cuma namazından çıkınca, aldığı bir kere altını iade eder.
”Madem geri verecektin, ne diye istedin?” diye sorarlar. Hoca’nın cevabı çok anlamlıdır:

Beni para ödediğiniz için daha dikkatli dinlediniz, birincisi bu. İkincisi de, cebinde para olunca insan, bir başka konuşuyor” cevabını vererek harika bir ders verir.

Dünyadaki en büyük pişmanlığı, yaratıcılığın çağrısını duyup, içlerindeki yaratıcı gücün yerinde duramadığını ve ayaklandığını hissedip, ona ne güç ne de zaman vermiş olan insanlar yaşar…

Mary Oliver

Hayat paylaşınca güzel :)

Köyün birinde fakir bir çiftçi yaşarmış. Tarlası sadece kendisini beslemeye yetiyormuş. Her gün Allah’ın ona bolluk ve zenginlik vermesi için dua ediyormuş. Allah’a birde yol gösteriyormuş :

Bak Allahım ,yarın gidip şu ağacın altını kazacağım. Neden oraya geceden bir hazine koymuyorsun ? Bende sabah bulurum.Söz veriyorum , yarısını ülkenin en fakirleriyle paylaşacağım.

Bir gün köye arkası altın yüklü bir at arabası gelmiş. Parıldayan altın yığınının tepesinde altından bir kral oturuyormuş. Her yanı parlıyormuş.

Çiftçi, ”sonunda dualarım kabul oldu. Allah bu bir araba dolusu altını bana göndermiş olmalı” diye düşünmüş. Devamı için →