Silkelen ve yukarı çık

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir.

Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser.

Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmak için basamak hazırlamaktadır.

Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!

Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile. Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir. Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.

En iyi buğdayın sırrı

Her yıl yapılan ‘en iyi buğday’ yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Yarışmanın sonunda böyle kaliteli ürün yetiştirebilmenin sırrını gazeteciler sormakta gecikmedi.
Çiftçinin cevabı; “Benim sırrım, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor.” oldu.
Bu cevaba oldukça şaşıran gazeteciler; “Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama böyle bir şeye neden ihtiyaç duyuyorsunuz ki?” diye sordu.
“Neden olmasın?” dedi çiftçi, “Bilmediğiniz bir şey var, rüzgar, olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün de kalitesinin düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor…”
Kıssadan hisse : Büyük başarılar tek başına elde edilemez, çevrenizdeki insanları yükselttiğinizde siz de yükselirsiniz.

Devamı için →

Hayat paylaşınca güzel :)

Köyün birinde fakir bir çiftçi yaşarmış. Tarlası sadece kendisini beslemeye yetiyormuş. Her gün Allah’ın ona bolluk ve zenginlik vermesi için dua ediyormuş. Allah’a birde yol gösteriyormuş :

Bak Allahım ,yarın gidip şu ağacın altını kazacağım. Neden oraya geceden bir hazine koymuyorsun ? Bende sabah bulurum.Söz veriyorum , yarısını ülkenin en fakirleriyle paylaşacağım.

Bir gün köye arkası altın yüklü bir at arabası gelmiş. Parıldayan altın yığınının tepesinde altından bir kral oturuyormuş. Her yanı parlıyormuş.

Çiftçi, ”sonunda dualarım kabul oldu. Allah bu bir araba dolusu altını bana göndermiş olmalı” diye düşünmüş. Devamı için →

Pirincin içindeki siyah taşlardan korkmayın, beyaz olanlardan korkun!

Sorunun ne olduğunu bilirseniz, artık o sorun olmaz. Çözümünü bekleyen bir problem olur.
Ama eğer farketmediğiniz bir sorun varsa, işte o zaman başınız dertte 😉

Çiçek arıyı arayıp durmaz. Çiçek arının peşinden koşmaz.
Çiçek tomurcuklanır ve sonra arı gelip ona konar…

The Power of The Heart filminden

Tuğla fırlatılmasını bekleme

Genç ve başarılı bir iş adamı, lüks arabasıyla bir mahalleden hızlı bir şekilde geçiyordu.
Park etmiş arabaların arasından yola aniden çıkabilecek çocuklara dikkat ediyordu ve bir şey gördüğünü sanarak yavaşladı. Arabayla caddeden yavaşça geçerken hiçbir çocuk görmedi; fakat arabasının kapısına bir tuğla atıldığını fark etti. Aniden arabasını durdurarak tuğlanın fırlatıldığı yere geri döndü. Arabadan indi, orada bulunan bir çocuğu tuttu ve onu park etmiş bir arabaya doğru iterek bağırmaya başladı: “Bunu neden yaptın? Sen de kimsin, ne yaptığının farkında mısın?” İyice sinirlenerek devam etti: Bu yeni bir araba ve atmış oldugun bu tuğla bana çok pahalıya mal olacak.
Çocuk yalvararak cevap verdi: “Lütfen efendim. Çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim bilmiyorum. Eğer tuğlayı fırlatmasaydım kimse durmazdı.”
Park edilmiş arabanın arkasına işaret ederken çocuğun gözyaşları çenesine süzülüyordu. “Kardeşim kaldırımın kenarından yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü, ben onu kaldıramıyorum. Lütfen onu tekerlekli sandalyesine oturtmam için bana yardım eder misiniz? Benim için çok ağır.” Devamı için →

Gereksiz yardım, uçmaya engel…

Herkese yardım etmekten özel bir mutluluk duyan bir kişiydi. Bir gün bir kelebek kozası buldu ve kozanın üstünde, içeriden bir delik açıldığını heyecanla gördü…
Yapması gereken tüm işlerini bir yana bıraktı ve kozanın başında saatlerce oturdu. Kelebeğin o küçücük delikten bedenini dışarıya çıkartabilme çabasını, bu doğa olayının yüreğinde uyandırdığı hayranlıkla izlemeye başladı.
Fakat o da ne? Kelebek bir süre sonra çabasını bıraktı, hiçbir çaba göstermemeye başladı.
Onun hareketsiz duruşu tüm gücünü kullanmış, bundan sonra kullanabileceği gücü kalmamış bir görünüm oluşturuyordu.
Herkese yardım etmekten özel bir mutluluk duyan adam bu zor durumunda kelebeğe de yardım etmek istedi. Bedeninin ancak yarısını çıkartabildiği kozanın deliğinden çıkabilmesi ona yardımcı olmaya karar verdi. Devamı için →

Bu eğitim sistemi bir çağrışım yaptı mı ? :)

Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip okul açmaya karar verirler.

Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılan balığı yönetim kurulunu oluşturur.

Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istemektedir.

Kuş, uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir. Bütün bunları bir araya getirip, bir müfredat programı yaparlar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini isterler.

Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorun olur. Sürekli kafa üstü düşer. Devamı için →

Dört cerrah :)

Dört cerrah, hangi meslek sahiplerinin daha kolay ameliyat edildiklerini tartışıyordu.
Birinci cerrah en kolay ameliyat edilen kişilerin muhasebeciler olduğu söyledi:

”Neşteri vurup karınlarını açtığım zaman tüm organlarının üzerinde birer rakam görüyorum ve bu da ameliyatı kolaylaştırıyor” dedi.

İkinci cerrah, ressamların ameliyatlarının daha kolay olduğunu ileri sürdü:

”Ressamların karınlarını açtığımda tüm organların farklı renklerde olduğunu görüyorum, bu da işimi çok çok kolaylaştırıyor” dedi.
Devamı için →

Mutluluk reteçesi

Ernie J. Zelinski, mükemmel bir yazar. Hayata bakış tarzından etkilenmemek mümkün değil.

Bay Zelinski bilge kişilerin çağlar boyunca söylediklerinden yararlanıp bir mutluluk reçetesi oluşturmuş. Bana sorarsanız mutluluk için bugüne kadar yazılmış en iyi reçete budur! Bu reçeteyi mutlaka bir kenara not edin. Kesip saklayın. Mümkünse eşe, dosta, sevgiliye, arkadaşa fakslayın. E-postalar, cep mesajlar ile yollayın!
Daha da önemlisi mutlaka uygulayın…

İŞTE REÇETENİZ:

* Doyum sağlayacak kadar bir amaç
* Geçinebilecek kadar bir iş
* Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik
* İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl
* Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat
* Kendini sevecek kadar özsaygı
* Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu
* Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret
* Sorunları çözecek kadar yaratıcılık
* Her an gülecek kadar mizah duygusu
* İyi bir yarını bekleyecek kadar umut
* Hayatı bütün değerleri ile yaşayacak kadar bir sağlık
* Sahip oldukların için şükran duygusu

Yazar: Prof. Dr. Osman Müftüoğlu (Mutlu Olma Sanatı/Doğan Kitap)