Ne istediğine dikkat et

Çok yakışıklı ve karizmatik bir adam yanında bir devekuşu ile bara gitmiş. Herkes şaşkınlık içinde adama bakarken adam bara yaklaşmış: ‘’Bana bir viski, ona da kırmızı şarap’’ demiş. Gece boyunca içkiler içilmiş, yemekler yenmiş. Gecenin sonunda barmen bir kutu içinde hesabı getirmiş, adam kutuyu açmadan, elini cebine götürmüş ve çıkan parayı masanın üstüne koymuş. Sonra da devekuşu ile çıkıp gitmiş.

Bu garip olay üst üste bir kaç gece tekrarlanınca, barmen dayanamayıp adama sormuş: ‘’Her gece cebinizden çıkan para ile hesap kuruşu kuruşuna tutuyor, bunu nasıl başarıyorsunuz?’’

Adam gülümsemiş: ‘’Bir gün karşıma bir cin çıktı ve üç dileğimi sordu. İlk olarak yakışıklı ve karizmatik olmayı istedim. İkincisi, ne almak istersem cebimde onu almaya yetecek kadar para olmasını..’’ Barmen ”peki ya bu kuş?” diye sormuş çekinerek.

Adam, ”son dileğimde, yanımdan hiç ayrılmayacak uzun bacaklı bir piliçti” demiş.

Ne istediğinize dikkat edin, bir gün gerçeğiniz olabilir 😉

Müşteriyi tanımak

Adamın biri balıkçılık malzemeleri satan bir dükkana girmiş. Raflardan birinin önünde durmuş ve göze batan derecede parıltılı bir olta yemini eline alıp dükkân sahibine sormuş: “Söylesene, balıklar böyle bir şeyi seviyor mu gerçekten?”

Dükkân sahibi gülümsemiş: “Biz balıklara satış yapmıyoruz.” 😉

Stratejist, güzel bir kıza baktığında, ona bakan erkeklerin ne düşüneceğini düşünen adamdır. 

Zengin olmak biraz da zeka işi…

New York’ta bir bankanın önünde duran son model Bugatti Veyron otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girer ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyler. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürür. Adam, çok acele bir iş için Avrupa’ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim duyduğunu belirtir. Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra.

“Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok” der ve ekler: Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız”. Adam cebinden Bugatti Veyron’un anahtarını çıkarır, bankanın müşteri temsilcisine uzatır: “Çok acelem var, uçağa yetişeceğim.” der. “kapıdaki Bugatti’mi teminat olarak alabilirsiniz”. Kredi işlemleri çok hızlı bir biçimde tamamlanır. Banka Bugatti Veyron otomobili bankanın garajına çektirir, adama da beş bin dolar krediyi verir. Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yapar ve bankalarının bu yeni müşterisinin çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrenir. Bir hafta sonra adam yeniden gelir, borcunun anaparası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz buçuk doları ödedikten sonra, müşteri temsilcisi bir türlü yenemediği merakının dürtüsüyle sorar: “Sizin, çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim. Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden gereksinim duydunuz?” Adam hafifçe gülümser ve şöyle der: “Siz de lütfen bana söyler misiniz? Böyle lüks bir otomobili, New York’ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca sadece dokuz buçuk dolara bırakabilirsiniz?

Kıssadan hisse: Para kazanmak için sadece çalışmak ve hırslı olmak yetmez, zeka da gerekir :)

Etkiye şakalı tepki :)

Yeni mezun genç mühendis insan kaynakları bölümünden yetkili biriyle iş görüşmesi yapmaktadır. Adam genç mezuna sorar, “Başlangıç için ne kadar ücret düşünüyorsunuz?”
Genç adam “yıllık 125 bin dolar” diye yanıt verir.
Adam devam eder, “Peki yılda 5 hafta tatil, ücretli izinler, tam sağlık hizmeti, her altı ayda %100 zam ve kırmızı bir Zet4 ile bu düşündüğünüz ücrete ne dersiniz?”
Genç adam sevinçle çığlık atar “YOK ARTIK!! Şaka yapıyor olmalısınız!..”
Adam, soğukkanlı bir şekilde cevap verir:

“Evet… Ama önce siz başlattınız!..”

:) :)

Dört cerrah :)

Dört cerrah, hangi meslek sahiplerinin daha kolay ameliyat edildiklerini tartışıyordu.
Birinci cerrah en kolay ameliyat edilen kişilerin muhasebeciler olduğu söyledi:

”Neşteri vurup karınlarını açtığım zaman tüm organlarının üzerinde birer rakam görüyorum ve bu da ameliyatı kolaylaştırıyor” dedi.

İkinci cerrah, ressamların ameliyatlarının daha kolay olduğunu ileri sürdü:

”Ressamların karınlarını açtığımda tüm organların farklı renklerde olduğunu görüyorum, bu da işimi çok çok kolaylaştırıyor” dedi.
Devamı için →

Provasız olmaz :))

Orkestra gecelik programına başlarken şef, sanatçıyı yanına çağırdı, ”Dinle” dedi.
” Bu gece yine ‘April in Paris’le başlayacağız. İlk iki mezuru iki nota geriden izleyeceksin, sonraki sekiz mezurda nedeni anlaşılmaz bir hızla 6 nota öne geçeceksin. Orkestra seni yakalamaya çalışırken sen birden allegroya geçip son iki mezurda şarkı sözlerini yutarak ‘Na, na, naa’ falan diyerek parçayı bitireceksin.. Tamam mı ? ”

Bunun üzerine sanatçı ”Durun bir dakika” diyerek itiraz etti ve ”Prova yapmadan böyle bir şeyi beceremem” dedi.

Şef gayet sakin ”Neden” diye sordu. ”İyi haftadır her gece inatla pekala beceriyorsun ya!!…” :)

Armonika

”Yılbaşında bana armağan ettiğin armonika için çok teşekkür ederim.” dedi küçük Ahmet amcasına.
”Bu şimdiye dek aldığım en güzel armağandı.” diye ekledi.
”Çok iyi” dedi amcası. ”İyi çalabiliyor musun bari ?”
”Hayır, hayır… Çalmıyorum ama çok iyi kazanıyorum” dedi. ”Gündüzleri çalmamam için annem 5 TL, geceleri çalmamam için ise babam 10 TL veriyor” :)

Mutluluk reteçesi

Ernie J. Zelinski, mükemmel bir yazar. Hayata bakış tarzından etkilenmemek mümkün değil.

Bay Zelinski bilge kişilerin çağlar boyunca söylediklerinden yararlanıp bir mutluluk reçetesi oluşturmuş. Bana sorarsanız mutluluk için bugüne kadar yazılmış en iyi reçete budur! Bu reçeteyi mutlaka bir kenara not edin. Kesip saklayın. Mümkünse eşe, dosta, sevgiliye, arkadaşa fakslayın. E-postalar, cep mesajlar ile yollayın!
Daha da önemlisi mutlaka uygulayın…

İŞTE REÇETENİZ:

* Doyum sağlayacak kadar bir amaç
* Geçinebilecek kadar bir iş
* Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik
* İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl
* Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat
* Kendini sevecek kadar özsaygı
* Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu
* Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret
* Sorunları çözecek kadar yaratıcılık
* Her an gülecek kadar mizah duygusu
* İyi bir yarını bekleyecek kadar umut
* Hayatı bütün değerleri ile yaşayacak kadar bir sağlık
* Sahip oldukların için şükran duygusu

Yazar: Prof. Dr. Osman Müftüoğlu (Mutlu Olma Sanatı/Doğan Kitap)

Detaylar ipe götürür ya da ipten alır ;)

ÜNLÜ AVUKAT PETROCELLİ’ NİN KAYBETTİĞİ TEK DAVA…

Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu. Futbolcu yakalanmıştı. Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi. Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu. Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:

– “Sayın jüri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum.. Buna az sonra sizler de inanacaksınız. Neden mi? Bakın, şimdi 1’den 10’a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen eşi bu kapıdan içeri girecek..
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10…”

Bütün jüri kapıya döndü. Kimse girmedi içeri. Avukat bir savunma dehasıydı; öldürücü hamlesini yaptı..

-“Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapıya baktınız. İşte kararı verirken bunu göz önünde tutmanızı talep ediyorum.”

Jüri, ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu şekilde sonuçlandı.

Mahkeme çıkısında avukat, bayan jüri başkanına yaklaştı:
-“10’a kadar saydığımda siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız. Neden böyle bir karara imza attınız?”
-“Doğru” dedi jüri başkanı; “Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu!” :)