Zamanımızın paradoksu

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.

Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.

Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.

Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.

Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var. Devamı için →

Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma.
Anlatılanları iyi dinle ama hepsini doğru sanma.
Sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez,
Çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez.

Herkesi kendine eşit gör;
Her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık,
Çok büyük görmek de korkaklıktır.
Cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir.

Devamı için →

Hayat bir çocuğa nasıl anlatılmalı?

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: 

Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını…

Devamı için →

Kaderini sev…

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.

Güneş onu yakıp kavurur.

O da Tanrı’ya yakarır keşke güneş olsaydım diye.

“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.

Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.

Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.

Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.

Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da “ol” der Tanrı.

Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.

Her şey karşısında eğilir.

Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.

Oradan eser buradan eser, kaya bana mısın demez!

Bildiniz, tanrı kaya olmasına da izin verir.

Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…

Ama bir sabah sırtında bir acı ile uyanır…

Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…

“Amor fati’’ der buna Nietzsche. ”Kaderini sev” anlamına gelir.

Kaderinizi sevin, belki sizinki en iyisidir.

Çocuğun CAN’ı

Kaliforniya’da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu.

Devamı için →

Desiderata

Gürültü ve karmaşanın ortasından sakince geç, sessizlikte ne büyük bir huzur olduğunu hatırlayarak… Mümkün olduğunca ama teslim olmaksızın herkesle iyi geçin. Doğru bildiğini sesini yükseltmeden ama açık seçik dile getir ve diğerlerine de kulak ver; ne kadar pırıltısız görünse de onların da bir hikayesi vardır.
Gürültücü ve saldırgan insanlardan uzak dur, çünkü onlar özüne sıkıntı verirler.
Eğer kendini başkalarıyla kıyaslayıp durursan; ya mutsuz ya da kendini beğenmiş olursun. Çünkü her zaman senden daha iyi ya da daha kötü durumda birileri olacaktır.
Planların kadar gerçekleştirdiklerinden de zevk al. Kariyerine ilgini kaybetme; ne kadar basit olursa olsun, zamanın değişen değerlerine karşı gerçek hazinendir.
İşinde temkinli ol; dünya sahtekarlıklarla doludur. Fakat bu temkinliliğin, sahip olduğun meziyetleri kullanmana engel olmasın; çok insan yüksek idealleri için çırpınır ve hayat her yerde kahramanlıklarla doludur. Devamı için →

Gelecek ile ilgili beklentiniz herşeydir…

Bugüne kadar şu anki durumumuzu belirleyen şeyin geçmişimiz olduğu öğretildi bize. Yaşadığımız tecrübeler, elde ettiğimiz başarılar veya aldığımız kararlar bizi biz yaptı. Peki, bu her zaman yerinde bir düşünce mi?

Geçen haftalarda katıldığım bir çalışma biraz daha farklı bir bakış açısı getirdi bana ve ben de sizinle paylaşmak istiyorum.

Bizi olduğumuz kişi yapan geçmişteki tecrübelerimiz elbette, bununla beraber şu anki duygu ve düşüncelerimizi etkileyen en önemli şey gelecek ile ilgili beklentilerimiz.

Şöyle bir örnek vereyim; geç yattığınız bir akşamın sabahında işe gitmek için her zamanki saatinizde uyandığınızda yorgun ve zorlanarak kalkarsınız yataktan. Aklınıza biraz sonraki trafik, işyerindeki suratsız müdür ve dert anlatılacak müşteriler geldikçe iyice azalır keyfiniz. Devamı için →

Çok geç diye bir zaman yoktur…

Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz” dedi… Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki,yumuşak bir el omzuma dokundu… Döndüm… Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu… “Ben Rose” dedi.. “Benim adım Rose, yakışıklı… 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?..” Güldüm… “Tabii” dedim… “Hadi sarıl bana…” Öyle sımsıkı sarıldı ki… “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin” diye şaka yaptım.. Minik bir kahkaha ile yanıtladı:

“Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım…”

Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık… Devamı için →

Herkesi memnun ederek kendini gerçekleştiremezsin

Temel ihtiyaçlarını ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilen insan hayatta kendini gerçekleştirebilmenin yöntemlerini arar. Kendini gerçekleştirmek dediğimizde; ben bunu, olabileceğimiz en iyi halimize ulaşmaya çalışmak ve olabildiğince çok insanın hayatına pozitif bir şekilde dokunabilmek olarak anlıyorum.

Diğer yandan; eğer amacımız bu ise bunu herkesi memnun ederek başaramayız. Yıllar önce finans kariyerimi bıraktığımda harika bir iş yaptığımı düşünenler ile çıldırdığımı düşünenler eşit sayıdaydı. Devamı için →

Bir kadından, diğer kadınlara mektup…

Bir liste var önümde; yıllar sonra edindiğim. Senin bir kenara not düştüklerin gibi; bunlar da benim biriktirdiklerim. İster altına ekle, ister kendininkilere kat. İster dikkate al, ister kaldır at.

 1) KARİYERİNİ KIZLIK SOYADINLA YAP

Şimdi toz pembe, biliyorum; öyle oluyor başta. Ortalarda da idare ediyor hatta. Ama gün geliyor; “kocanın soyadı ile” tanındığını fark ediyorsun. Boşanma aşamasına geldiğinde, yeni bir SEN inşa etmek zorunda kalıyorsun. İş hayatında o güne kadar yaptığın her şey – eğer kocan, mahkeme kararıyla onun soyadını taşımana izin vermezse – alt üst oluyor. Hem, ne gerek var ki “izne” vs’ye? Adınla soyadınla, şânınla yürü. Kalıcı olan SENsin.. senin emeklerin.

Devamı için →